Fatma Meral Hanım, hem Türkiye’de uzun süre kalabilecek hem de seçme ve seçilme hakkına sahip olacak.
Fatma Meral Hanım, 93 yaşında çifte vatandaşlık seçimi yaparak dikkat çeken bir adım attı. Yıllarca Türk vatandaşlığını koruyan Fatma Hanım, Almanya’da yürürlüğe giren yeni bir kanun sayesinde çifte vatandaşlık almayı tercih etti. Beş çocuk ve on üç torun sahibi olan Konyalı Fatma Hanım, 1969 yılının Haziran ayında Almanya’ya geldiğini ve 1990 yılında erken emekli olduğunu belirtti. Kararının nedenlerini şu sözlerle açıkladı:
“Almanya’da çifte vatandaşlık imkânı verilince, ben de bu yaşımda böyle bir fırsatı değerlendirmek istedim.”
Alışılmadık Bir Durum Olabilir
93 yaşında çifte vatandaşlık almak, birçok insan için alışılmadık bir durum olarak değerlendirilebilir. Ancak Fatma Meral Hanım, bu kararıyla hem Türkiye’deki köklerine hem de Almanya’daki yaşamına daha yakın olmayı hedefliyor. Çocukları ve torunlarıyla birlikte olmanın verdiği mutluluğu vurgulayan Fatma Hanım şunları söyledi:
“Artık hem Türkiye’de hem de Almanya’da torunlarımla birlikte olacağım için çok sevinçliyim. Ayrıca seçme ve seçilme hakkına sahip olacağım.”
Önemli Fırsatlar Sunuyor
Bu durum, yalnızca Fatma Hanım için değil, onun gibi birçok yaşlı birey için de önemli fırsatlar sunuyor. Çifte vatandaşlık, aile bağlarını güçlendirme, iki kültür arasında köprü kurma ve her iki ülkede de sosyal ve ekonomik fırsatlardan yararlanma imkânı tanıyor. Fatma Hanım’ın bu kararı, yaşının getirdiği deneyimle birlikte, yaşamının son döneminde bile yeni fırsatlar yaratma arzusunu ortaya koyuyor.
Fatma Meral Hanım, Hürriyet Gazetesi ile yaptığı röportaja, kızı Süeyla Solmaz, damadı Kadir Solmaz ve torunu Taner Solmaz ile katıldı. Geçen yıllara atıfta bulunarak, zamanın ne kadar çabuk geçtiğini şu sözlerle vurguladı:
“Zaman su gibi akıp geçti.”
Sonuç Olarak…
Fatma Meral Hanım’ın çifte vatandaşlık kararı, yaş, kültürel bağlar ve aile ilişkileri açısından anlamlı bir dönüşümü ifade ediyor. Bu durum, yaşlı bireylerin hayatlarının ilerleyen dönemlerinde bile yeni başlangıçlar yapabileceğini ve uluslararası bağlar kurabileceğini kanıtlıyor. Fatma Hanım, verdiği bu cesur kararla, köklere sadakat ve yenilik arayışını aynı anda birleştiren güçlü bir örnek oluşturuyor.